TAYYİP'İN PİSLİK ILGAZ MAFYASI

29 Mart 2015 Pazar

VE BÜLENT ARINÇ’IN HAİN DEDE’Sİ HORTLADI



Evinize köpek alırken cinsini araştırıyorsunuz da, bizi yönetecek dokunulmaz şahısları seçerken  cinsini neden araştırmıyorsunuz?…

VATAN HAİNİ DEDELER’İN TORUNLARI AKP ÇATISI ALTINDA NASIL TOPLANDI?

Bülent Arınç’un Rum bildiğimiz  meşhur dedesi Mehdi Derviş Mehmet, aslında Gritli Kripto Yahudidir.

Osmanlı’nın yenilgisinden sonra Yunanlıların eline geçen Girit  adasındaki Yahudiler, Yunanlılar tarafından adadan kovuldu.

Bülent Arınç’ın Rum bildiğimiz Yahudi dedesi Mehdi Derviş Mehmet ve  sülalesi Girit’ten kaçarak Menemen’e göç etti.

Müslüman halkın arasında kaynaşıp kaybolmak için Sünni tarikatlar kurdular ve Yahudiliklerini  gizlediler.

Konuyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazdığım dilekçemi okuyalım:

… VE BÜLENT ARINÇ’IN HAİN DEDE’Sİ HORTLADI

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA, 


KONU: AKP Manisa Milletvekili Bülent ARINÇ’a hakaret ettiğim iddiasıyla şahsımdan alınmak istenen ifademle ilgili itiraz dilekçemdir.

İTİRAZ NEDENLERİM
 

KONU 1). Milletvekili Bülent Arınç’ın e-mail adresine gönderdiğim “Bülent Arınç’ın Dedesi Cumhuriyet Düşmanı Çıktı” başlıklı mektubum hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 06/02/2009 tarih ve 2008/185817 sayılı yazısına istinaden, Eskişehir Kaçakçılık Şube Müdürlüğü’nde 04/05/2009 tarihinde ifadem alınmak istenmiştir. Eskişehir Kaçakçılık Şubesi’ni beş senedir kaçakçılık yapmakla suçlayıp ihbar ettiğim için ve kaçakçılık suçu işlemediğim için bu şubede ifade vermek istemedim. Bülent Arınç’ın dedesine mi, yoksa Bülent Arınç’a mı hakaret ettiğim şahsıma iletilmediğinden yine de kısa bir ifade verdim, ilişiktedir.


KONU 2). Yukarıda açıkladığım ifade alma işinden bir ay sonra, Eskişehir Asayiş Şube Müdürlüğü’nce, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 02/06/2009 tarih ve 2009/1368 sayılı talimat yazısıyla aynı konuda ikinci defa ifadem talep edildi ve 10/06/2009 tarihinde bu şubede polis memurlarına ifade verdim. Fakat ne ile suçlandığımı yine anlayamadım. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın şahsıma yönelttiği iddiaları okuyamadım, mektubumda yer verdiğim “ahmak” ve “İşte size, bir - iki sarhoş ve esrarkeşin gerçekleştirdiği olayların insafsızca inançlı bir kesime mal edilmek istendi denilen Menemen isyanı” sözlerim okundu, ifadem alındı. Fakat yine Bülent Arınç’ın dedesine mi, yoksa Bülent Arınç’a mı hakaret ettiğim şahsıma iletilmediğinden şahsıma yöneltilen suçlamaları anlayamadım. Kısa bir ifade verdim, ilişiktedir.


KONU 3). Bu ifade alma işi için aslında Eskişehir Savcılarından Bülent Elver görevlendirilmiş, fakat sayın Savcı şahsımdan ifade almak istememiş ve Asayiş Şube polislerinin üzerine yıkmıştır. Bunu da anlamış değilim.


KONU 4). “Bülent Arınç’ın Dedesi Cumhuriyet Düşmanı Çıktı” başlıklı yazım 13/11/2008 tarihinden beri (yani 7 aydır) internet sitem esrehber.tv’de yayınlanmakta olup, bu tarihten önce bilgilendirmek adına sayın Bülent Arınç’ın e-mail adresine gönderdim.

KONU 5). Bülent Arınç’ın dedesinin “Cumhuriyet Düşmanı” olduğu ve ne sebepten Cumhuriyete düşmanlık yaptığı konuları, söz konusu yazımda gayet açık ve net olup, hikaye şahsıma ait değildir, alıntıdır. Nereden alıntı yaptığım da söz konusu yazımda mevcuttur. Konu ve olaylar Nedim Çakmak’ın yazmış olduğu ve beşinci baskısının yapıldığı İŞGAL GÜNLERİNİN SUÇBİRLİKÇİLERİ VE HÜSNÜYADİS HORTLADI isimli kitapta ayrıntılıdır ve alıntı yaptığım hikayedeki “ahmak” sözüm dışında olanların tamamı alıntı olup, Sayın Bülent Arınç şahsımdan önce Nedim Çakmak’a dava açmalıdır. Üstelik bu kitap Kültür Bakanlığı’nın “yasal izni ile" basılıp yayımlanmaktadır ve beşinci baskısı da tükenmiştir.


KONU 6). İfade alan Asayiş Şube polislerinin şahsıma okuduğu “İşte size, bir - iki sarhoş ve esrarkeşin gerçekleştirdiği olayların insafsızca inançlı bir kesime mal edilmek istendi denilen Menemen isyanı” sözler şahsıma ait olmayıp, yazar Nedim Çakmak’a aittir.


KONU 7). Nedim Çakmak’ın “İşgal Günlerini” anlattığı bu kitapta yazılıdır ki: “Bu tarikatçı grup 23 Aralık 1930 günü Menemen’de yaptıkları isyan girişimi sırasında kendilerine engellemeye çalışan 43. Piyade Alayı’ndan Piyade Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay ile karşı karşıya geldiler. Kubilay ve beraberindeki askerler gruba uyarı ateş açtı. Fakat, “silahlarında eğitim mermisi (kurusıkı) bulunduğundan dolayı etkili” olamadılar… Bunu fırsat bilen Giritli mehdi Derviş Mehmet ise, “bakın bana mermi işlemiyor” diyerek kutsallık zırhına büründü. Olaylar sırasında ağır bir şekilde yaralanan Kubilay, yaralı olarak meydandaki hükümet binasına girmek istedi. Ama binanın giriş kapısı kapalı olduğu için giremedi… Bu nedenle, hükümet binasının hemen yanındaki Kazez Camii bahçesine yöneldi. Giritli Mehdi Derviş Mehmet, Giritli Şamdan Mehmet ile birlikte Kazez Camii bahçesinde bitkin bir vaziyette bulunan Kubilay’ın başını bağ testeresi ile canlı canlı gövdesinden ayırdılar. Sonrada, asteğmen Kubilay’ın başını yeşil bir bayrağın tepesine takarak Menemen sokaklarında dolaştırmaya başladılar. Bu sırada, kendilerine müdahale eden Şevki ve Hasan adlı iki bekçiyi de öldürdüler. Olay yerinde toplanan 250 – 300 kişilik ahali ise Kubilay’ın şehit edilmesi esnasında olaylara seyirci kaldı. Hatta bir kısmı, olayı tasvip edercesine alkış tuttu. O sırada Giritli mehdi Derviş Mehmet, Yüzbaşı Fahri’ye “Ben mehdiyim, şeriatı ilan ediyorum. Bana kimse mukavemet edemez. Karşımdan çekil!” dedi… Kısa sürede isyan bastırıldı. Kurşun işlemeyen Giritli mehdi Derviş Mehmet’e ateş açıldı. Ve bu ateş esnasında Kubilay’ı şehit eden Giritli Mehdi Derviş Mehmet ile birlikte Giritli Sütçü Mehmet ve Giritli Şamdan Mehmet öldürüldü.”

KONU 8). Yazıdan anlaşılacağı üzere “mehdi” ünvanlı bir hain, kurusıkı mermilerin vücuduna isabet etmemesi sonrasında kutsallık zırhına bürünmüş ve hem kendisini, hem de kışkırttığı insanlarımızı kandırmaya çalışmış, gerçek mermiler kullanılınca da cehennemi boylamıştır. Böyle bir kafa yapısında olan haine ancak “ahmak” denir. Şahsıma yöneltilen suçları tam anlayamadığımdan, eğer Bülent Arınç’ın dedesi Derviş Mehmet’e hakaret ettiğim iddia ediliyorsa, doğrudur. Derviş Mehmet, insanlarımızı isyana teşvik edip, savunmasız Asteğmen Kubilay’ı bağ testeresiyle kesecek kadar aşağılaştıysa, devletin iki bekçisini öldürecek kadar hainleştiyse, sonra da kurusıkı mermiler sayesinde aklınca ahmaklaştıysa, evet ben bu haine hakaret ediyorum. Eğer Derviş Mehmet isimli hain için devletimin savcıları hakaret ettiğimi iddia edip ifade aldırıyorlarsa, onları da vatan haini ilan ediyorum. Devletimin askerine kurşun sıkmış bir haine sahiplenmek, devletimin savcılarının görevi değildir.


KONU 9). Eğer Bülent Arınç kendisine hakaret ettiğimi iddia ediyorsa, önce bu yazdıklarımı iyi okusun: Nedim Çakmak’ın söz konusu kitabı haricinde yaptığım araştırmalarda: Asteğmen Kubilay’ı bağ testeresiyle kesen ve sonra devletimin iki bekçisini kurşunlayan Giritli Mehdi Derviş Mehmet, Menemen ili, Sümbüller Köyü’ne kayıtlıdır. Manisa Mutasarrıfı (Valisi) Nakşibendi tarikatı mensubu Giritli Hüsnü Bey’in (Hüsnüyadis) kardeş çocuğudur. Sayın Bülent Arınç, Şeriat’ı ilan eden ve Yüzbaşı Fahri tarafından kurşunlanan Derviş Mehmet’in ikinci eşinden torunudur. Derviş Mehmet ve Hüsnüyadis kardeş çocuğudur ve aslı Girit Rumu’dur. Bu bilgiler doğrudur. Sayın Bülent Arınç “hakaret ettiğimde” ısrarcı iseler, lütfen soyağaçlarının haritasını resmi yollardan belgelesin ve daha sonra şahsımdan ifade aldırsın.


KONU 10). Sayın Bülent Arınç “hakaret ettiğimi” iddia edemez. Çünkü bu yazımda sadece “ahmak” sözlerim hakaret niteliği taşır fakat Bülent Arınç’a yönelik değil, hain dedesine yöneliktir. Yazımdaki diğer tüm sözler Nedim Çakmak’a aittir. Ayrıca mektubumun ve söz konusu yazımın başında: “dedesini örnek aldığını" umut etmediğimden, "torunu da haindir" cümlesine yer vermiyorum. Çünkü biliyorum ki Bülent Arınç "Sapına kadar NUR Cemaati ileri gelenlerinden"dir... "Laikliğin" yeni tanımını yapmak istese de, biliyorum ki Atatürk ve emaneti Türkiye Cumhuriyeti hakkında kem söz etmez... Yine bilirim ki NUR Cemaati ileri gelenleri, Sevgili Atam'ı çok sever... Atatürk'e kem söz edecek adamın dilini koparırlar... Sayın Bülent Arınç'ın "hain" dedesinden "utanç duyduğunu" umut ederek teşekkür ederken...” cümlesine yer vererek Sayın Bülent Arınç’ı tenzih ettim. Bülent Arınç’ın dedesinin hainlikleri Bülent Arınç’ı bağlamaz ve suçlayamam. Fakat AKP çatısı altında dedesi hain olan başka şahsılar da vardır ve dedesi hain olan bu torunların AKP çatısı altında nasıl bir araya geldikleri ilgimi çekti. Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat’ın dedesi Şeyh Sait’in hainliklerini de internet sitemde anlattım. Fakat Sayın Fırat tepki göstermedi ve saygı duydum. Başbakan’ımızın baş danışmanı Alman Vatandaşı Cüneyt Zapsu’nun dedesi Abdürrahim Zapsu’nun da hainliklerini anlattım. Yine Sayın Zapsu tepkilerini göstermediler ve saygı duydum. Fakat gerçekler ortadayken Sayın Bülent Arınç’ın şahsımdan şikayetçi olmasına rağmen anlatılanları “yalanlamaması”, hain dedesinden utanmadığını göstermektedir. Eğer sayın Bülent Arınç hain dedesini AK’lamak istiyorsa, önce Asteğmen Kubilay için ve devletin öldürülen iki bekçisi için Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden “dedesi adına” özür dilemesi gerekir. Çünkü şehid edilen bu üç şahıs, “Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünü korumak adına" canlarını feda etmişler ve şehit olmuşlardır.


Vatandaş Kenan bir şehid torunudur. “Şeriatı yeniden getirmek” adına dedemi kurşunlayanları yerden yere vurmayı en doğal hakkım olarak görüyorum ve tüm hainleri aşağılıyorum. Bu benim Laik Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlık görevim ve layıkıyla yapıyorum. Elhamdüllillah Müslümanım ve Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıyım. Bununla gurur duyuyorum. YENİ OSMANLICILIK KAVRAMI’nı ilke edinip devletimin temel taşlarını yeşile boyayanları da nefretle kınıyorum.


KONU 11). Tam beş senedir, AKP’nin iktidar olması ve savcıların örtbas etmesi sebebiyle Sayın Bülent Arınç’a “cinayet ihbarlarında” bulunuyorum. Sayın Bülent Arınç cinayet ihbarlarımı görmüyor, fakat hakaretlerimi görüyor. Neden acaba? Katiller sürüsü Ilgaz mafyasının AKP kurucusu olması sebebiyle bu katilleri "adaletten muaf ettiklerini" inkar edebilir mi acaba? Sayın Bülent Arınç, önce cinayet ihbarlarımla ilgili ifademi aldırsın, ondan sonra hakaret ettiğimi iddia etsin. Nedim Çakmak’tan ifade aldırmayı da ihmal etmesin. Bülent Arınç’ın hain dedesini kamuoyuna sunan ilk kişi Nedim Çakmak’tır, “İşgal Günlerinin Suçbirlikçileri ve Hüsnüyadis Hortladı” isimli kitabın beşinci baskısı tükenmiştir. Her Türk vatandaşının okuması ve ders çıkarması gereken bir kitaptır. (Kumsaati yayınları).


Böyle aşağılık konular hakkında şahsımı gözaltına aldıranları nefretle kınıyorum. Vatan haini ilan ediyorum

Saygılarımla… 15/06/2009 


Şüpheli Kenan AKKUŞ


NOT: Ankara’da yargılanmışım, ceza almışım fakat hangi mahkemede yargılandığımı bilmediğim gibi, üzerinden altı sene geçmesine rağmen hala mahkeme, gerekçeli kararı şahsıma göndermedi.

Bu mahkemenin kararına göre 2011 yılının Mart ayında polis tarafından gözaltına alındım ve nezarete atıldım. Ertesi gün de Bakırköy akıl hastanesine kapatıldım.

Adli Tıp Kurumu’ndan “Akli ve ruhi durumu yerinde” raporum olmasına rağmen, Bakırköy Mazhar Osman Adli koğuşunda, zırdelilere uygulanan tedaviye dört ay boyunca maruz kaldım.

Eğer kaçmasaydım öldürüleceğimi biliyordum.  Devletimizi savcıları ve hakimleri, karıştıkları kirli işleri örtbas etmek için  (özellikle beş cinayeti örtbas etme karşılığında rüşvet almak ve tarihi eser kaçakçılığına ortak olmak) hala şahsımı öldürtmek için planlar yapmaktadırlar.

Yukarıdaki dilekçeme söz konusu olan yazım aşağıda:


                        AH ŞU HAİN DEDELER...
BÜLENT ARINÇ'IN DEDESİ CUMHURİYET DÜŞMANI ÇIKTI...

                 AKP Genel Başkan Yardımcılığı'ndan sıkılıp istifa eden AKP Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın dedesinin bir hain olduğunu, isminin Şeyh Sait olduğunu, yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak için halkı ayaklandırdığını, sonra da Atatürk tarafından astırıldığını daha önce sizlere sunmuştum... Hani şu Şeyh Sait Ayaklanması... Tayyip'in "yarım aklı" BİM'ci hain Cüneyd Zapsu'nun dedesi de bu "hain dede"nin işbirlikçisiydi... (Ne günlere kaldık ya Rabbi... "Hain"lerin torunları aynı çatı altında AKP'de nasıl buluşmuşlar, aklım almıyor...)

                  "Dedesini örnek aldığını" umut etmeyerek, "torunu da haindir" gibi sözlere yer vermedim. Çünkü bilirim ki Dengir Mir Mehmet Fırat "sapına kadar Atatürkçü"dür. Çünkü Atatürk ve emaneti Türkiye Cumhuriyeti hakkında kem sözüne rastlamadım... "Hain" dedesinden "utandığını" umut ederek Türk Milleti adına teşekkür ediyorum.

                  Şu tesadüfe bakınız ki, TBMM'de AKP milletvekili olan bir başka şahısın dedesi de "hain" çıktı... Yine "dedesini örnek aldığını" umut etmediğimden, "torunu da haindir" cümlesine yer vermiyorum. Çünkü biliyorum ki Bülent Arınç "Sapına kadar NUR Cemaati ileri gelenlerinden"dir... "Laikliğin" yeni tanımını yapmak istese de, biliyorum ki Atatürk ve emaneti Türkiye Cumhuriyeti hakkında kem söz etmez... Yine bilirim ki NUR Cemaati ileri gelenleri, Sevgili Atam'ı çok sever... Atatürk'e kem söz edecek adamın dilini koparırlar... Sayın Bülent Arınç'ın "hain" dedesinden "utanç duyduğunu" umut ederek teşekkür ederken...

                   Bülent Arınç'ın "Hain dede"si  Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı hangi hainliklerde bulunmuş sizler bunu okurken, Türkiye Cumhuriyeti'nin Yüce Meclis'inde  "dedesi hain olan başka zat var mı?"  bunları karıştırıyor olacağım... İşte Bülent Arınç'ın "hain dede"si:

   MENEMEN  OLAYLARI VE ŞEHİD  KUBİLAY DESTANI...

                     Okuyacağınız bu olay,  Genç Cumhuriyetimizin 10. yılını kutladıktan iki ay sonra gerçekleşti:

                     78 sene öncesi...        
              
                     1920 öncesinde Manisa’da, Menemen’de ve daha bir çok yerde işgalcilere karşı bir örgütlenme içerisinde yer almayanlar, 1920'de Cumhuriyetin ilanından sonra “din elden gidiyor” söylemi ile Hüsnüyadis namlı, Manisa Mutasarrıfı Nakşibendi tarikatı mensubu Giritli Hüsnü Bey’in kardeş çocuğu olan ahmak Giritli mehdi Derviş Mehmet(kendileri Sayın Bülent Arınç'ın dedeleridir) önderliğinde  cahil insanlar bir araya geldiler… (Mehdi niye gelmedi diyerek bizler üzülürken, meğer 78 sene önce gelmiş de bizim haberimiz olmamış...)

                   Bu tarikatçı grup 23 Aralık 1930 günü Menemen’de yaptıkları isyan girişimi sırasında kendilerine engellemeye çalışan 43. Piyade Alayı’ndan Piyade Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay ile karşı karşıya geldiler. Kubilay ve beraberindeki askerler gruba uyarı ateş açtı. Fakat, “silahlarında eğitim mermisi (kurusıkı) bulunduğundan dolayı etkili” olamadılar… Bunu fırsat bilen ahmak Giritli mehdi Derviş Mehmet ise, “bakın bana mermi işlemiyor” diyerek ahmak kafasınca kutsallık zırhına büründü. Olaylar sırasında ağır bir şekilde yaralanan Kubilay, yaralı olarak meydandaki hükümet binasına girmek istedi. Ama binanın giriş kapısı kapalı olduğu için giremedi… Bu nedenle, hükümet binasının hemen yanındaki Kazez Camii bahçesine yöneldi. Ahmak Giritli mehdi Derviş Mehmet (kendileri Sayın Bülent Arınç'ın dedeleridir), Giritli Şamdan Mehmet ile birlikte Kazez Camii bahçesinde bitkin bir vaziyette bulunan Kubilay’ın başını bağ testeresi ile canlı canlı gövdesinden ayırdılar. Sonrada, asteğmen Kubilay’ın başını yeşil bir bayrağın tepesine takarak Menemen sokaklarında dolaştırmaya başladılar. Bu sırada, kendilerine müdahale eden Şevki ve Hasan adlı  iki bekçiyi de öldürdüler. Olay yerinde toplanan 250 – 300 kişilik ahali ise Kubilay’ın şehit edilmesi esnasında olaylara  seyirci kaldı. Hatta bir kısmı, olayı tasvip edercesine alkış tuttu. O sırada ahmak Giritli mehdi Derviş Mehmet(kendileri Sayın Bülent Arınç'ın dedeleridir), Yüzbaşı Fahri’ye “Ben mehdiyim, şeriatı ilan ediyorum. Bana kimse mukavemet edemez. Karşımdan çekil!” dedi…

                Kısa sürede  isyan bastırıldı. Kurşun işlemeyen ahmak Giritli mehdi Derviş Mehmet’e ateş açıldı. Ve bu ateş esnasında Kubilay’ı şehit eden ahmak Giritli mehdi Derviş Mehmet ile birlikte Giritli Sütçü Mehmet ve Giritli Şamdan Mehmet öldürüldü.Aralarında önceden Şeyh Sükuti’nin Menemen belediye başkanlığı yaptığı sırada yönetimde birlikte olduğu bilinen Hayımoğlu Yahudi Jozef, Erbilli Şeyh Esad’ın oğlu Mehmet Ali ve 37 kişinin idamına karar verildi. Nakşibendi Şeyhi Esad Efendi ise ilerlemiş yaşından dolayı 24 yıla hapis oldu. Fakat tutuklu bulunduğu sırada hastalığından dolayı öldü. Şeyh Esat ve tarikatının amacı Cumhuriyet kayıtlarına, “Hükümeti yıkmak, ATATÜRK ilke ve inkılaplarına aykırı olarak saltanat ve şeriatı getirmek, tekke ve zaviyeleri açmak, şapkayı yasaklayıp yeniden fesin kullanılmasını” sağlamak olarak geçti. Menemen olayının hazırlayıcılarından olan Nakşibendi tarikatı lideri Şeyh Esat’ın yurt dışı bağlantısı ile ilgili olarak Askeri Mahkeme Başkanı General Mustafa MUĞLALI, verdiği beyanatta (Cumhuriyet Gazetesi; 01 Şubat 1931 Tarihli nüshası), “Şeyh Esat, hilafet komitesiyle alakasına dair bir itirafname hazırlıyordu. Bu münasebetle İngiliz casusu Lavrens ile münasebette bulunduğunu da doğrulamaktaydı. Fakat, hastalığı bunu yazıp bitirmesine mani” olduğunu belirmiştir.

                 İşte size, “bir - iki sarhoş ve esrarkeşin gerçekleştirdiği olayların insafsızca inançlı bir kesime mal edilmek” istendi denilen Menemen isyanı. Bu isyanın gerçeklerini yıllar sonra Nedim ÇAKMAK’ın yazdığı “İşgal Günlerinin İşbirlikçileri Hüsnüyadis Hortladı” isimli kitabı (Kumsaati Yayınları [Kitabın 5. baskısı yayına hazırlanıyor!]) sayesinde öğrendik… Kitapta, Menemen isyanını Giritli Hüsnü Bey’in Türk Milletine ve Cumhuriyete karşı düşmanlığı sonucu Yunanistan’a gittikten sonra buradan idare ettiği yazılıydı!!!
                 Olayların tertipleyicileri ise Nakşibendi tarikatı lideri Erbilli Şeyh Esat, işgal dönemin Manisa Valisi Giritli Hüsnüyadis (1922’de Yunanistan’a yerleşti ve Hristiyan oldu) ve onun kardeş çocuğu ahmak Giritli mehdi Derviş Mehmet (kendileri Sayın Bülent Arınç'ın dedeleridir), Menemen Belediye Başkanı Şeyh Sükuti ve akın akın Manisa’dan Menemene gelen diğerleri…

               Hüsnüyadis namlı Manisa Mutasarrıfı, Nakşibendi tarikatı mensubu Menemen isyanının tertipleyicisi, Nakşibendi tarikatı lideri Erbilli Şeyh Esat ve ahmak Giritli  mehdiDerviş Mehmet, işgal yıllarında yurdunu savunmak için çete kurmadı, işgal güçlerine karşı kurşun sıkmadı!… Fakat, genç Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı çete kurarak, subay ve iki bekçisine kurşun sıktı, kurşun sıktığı asteğmen Kubilay’ın başını bağ testeresi ile kesme konusunda hiç tereddüt etmedi.

            Menemen isyancısı hain ve ahmak Giritli mehdi Derviş Mehmet’in (Menemen-Sümbüller Köyü) ikinci eşinden torunu, babadan Girit Rum’u, anadan Mısırlı Arap olan zat şimdi Türkiye Cumhuriyeti'nin yüce Meclisinde bir Milletvekili... Üstelik bir AKP'li...

        Nakşii Zat ve ahmak Giritli mehdi  Derviş Mehmet'in   NUR cemaati mensubu torunu   Bülent ARINÇ  dedik ya…         
            
13/11/2008
Kenan Akkuş

         KAMUOYUNA SUÇ DUYURUSU

        Başbakan Tayyip'in "çiçeği burnunda" yardımcısı Bülent Arınç'a da "hakaret ettiğim" iddia edilmiş ve Eskişehir Kaçakçılık Şubesi'nde ifadem alınmıştır.

"Bülent Arınç'ın Dedesi Cumhuriyet Düşmanı Çıktı"   sözlerim hakkında Eskişehir İnternet  Savcısı (Hasan Gönen) yerine Kaçakçılık Şubesi'nden bir polis memurunun ifademi alması sonrasında bir soru gündeme gelmiştir: 

Savcı Hasan Gönen neden Kenan Akkuş'tan ısrarla ifade almamaktadır? 

Kaçakçılık yapmadım ki KAÇAKÇILIK ŞUBESİ'nde ifadem alınıyor... Hasan Gönen şunu bilsin ki: Bundan sonra sadece Savcı Hasan Gönen'e ifade vereceğim. Çünkü Eskişehir'de görevli tek internet Savcısı Hasan Gönen'dir. Ya alacak, ya alacaktır. Başka seçeneği yoktur. Eğer almazsa her gün suç duyurusunda bulunacağım... Hatta ifade işine Bülent Arınç'ın Hain Dedesi ile başlayabilir.

Vatandaş Kenan, Bülent Arınç'ın Hain Dedesi'nin RUM olduğunu da iddia etmektedir. Hatta Bülent Arınç'ın MASON olduğunu da iddia etmektedir. Kaçakçılık Şubesi'ni  "Kaçakçılık yapmakla" ihbar ettiğim için bu şubede Bülent Arınç'ın Hain dedesi ile ilgili doğru dürüst ifade vermedim. Savcı Hasan Gönen Vatandaş Kenan'ı makamına davet etsin, iddia ettiği bilgi ve belgeleri teslim alsın. Çünkü bilişim suçlularından(!) ifade almak Savcı Hasan Gönen'in işidir... Hadi bekliyorum... 

KRİPTO YAHUDİ BÜLENT ARINÇ’A ÖZEL NOT:

            Bülent Arınç'ın dedesinin "vatan haini" olduğunu ispatlarsam, Sayın Bülent Arınç Vatandaş Kenan'a ödül verecek midir? İhsan Doğramacı kadar değerim yok mu sevgili Bülent Arınç? İhsan Doğramacı, müslüman öğrenci kızlarımızın başındaki örtüyü zorla çıkarmadı mı Sevgili Bülent Arınç? Bu hizmetinden dolayı Sayın Cumhurbaşkanı'mız 2007 Meclis Onur Ödülü'nü İhsan Doğramacı'ya sunmadılar mı?  Sen de o zamanlar Meclis'imizin Başkanı değil miydin? Senin vermen gereken "Meclis Onur Ödülü"nü Sayın Abdullah Gül vermediler mi? Olur da bir gün böyle bir ödülü Vatandaş Kenan'a verirlerse sen ne yaparsın, tepkini merak ediyorum.

Oysa dedenle ilgili yazdığım yazıda"dedesini örnek aldığını" umut etmediğimden, "torunu da haindir" cümlesine yer vermiyorum. Çünkü biliyorum ki Bülent Arınç "Sapına kadar NUR Cemaati ileri gelenlerinden"dir... "Laikliğin" yeni tanımını yapmak istese de, biliyorum ki Atatürk ve emaneti Türkiye Cumhuriyeti hakkında kem söz etmez... Yine bilirim ki NUR Cemaati ileri gelenleri, Sevgili Atam'ı çok sever... Atatürk'e kem söz edecek adamın dilini koparırlar... Sayın Bülent Arınç'ın "hain" dedesinden "utanç duyduğunu" umut ederek teşekkür ederken..." sözlerime yer vererek seni "tenzih" ettim. Dedenin hainlikleri seni bağlamaz. Seni dedenin yaptığı hainliklerden sorumlu tutmuyorum ve aşağılamak gibi bir düşünce içinde olmadım. Sadece "Hain dedelerin torunları AKP'de nasıl bir araya gelmiş", işte bunu çok merak ettim. Dedenin "Cumhuriyet düşmanı olmadığı" konusunda hala ısrarcı isen, lütfen Vatandaş Kenan'ı mahkemeye ver. Mason olman da beni hiç mi hiç ilgilendirmez. Fakat Masonun Allah'ı olmaz. Mason'un TANRI'sı vardır ve iki tanedir: TANRI VE OĞLU... Rabb'im sonunuzu hayır etsin...

KAMUOYUNA DUYURURLUR:

Başbakan Tayyip’in baba tarafı Rum, anne tarafı Gürcü yahudisi çıktı…

Ne günlere kaldık ya Yabbi…

Evimize köpek alırken cinsini araştırıyoruz da, bizi yönetecek cinsi cibiliyeti karışık hainleri seçerken  araştırmak aklımıza gelmiyor…

Kenan Akkuş






Hiç yorum yok: